AHTAPOT SANAT BLOG
SOKAKLARDA YALNIZ DEĞİLİZ!
SOKAKLARDA YALNIZ MIYIZ? DEĞİLİZ!
Her gün sokaklardan geçiyoruz. Yeni bir günde yeni bir telaş kodlanıyor beynimizin derin loblarına. Her gün bir önceki günün telaşından az ya da çok etkiliyor günümüzü. Kimi okula, kimi işine, kimi aile veya akraba ziyaretlerine gitmekte. Peki kullandığınız güzergahlara baktığınızda kimlerle karşılaşıyorsunuz? Bu canlılar kimi zaman bir komşunuz, iş arkadaşlarınız, akrabalarınız, arkadaşlarınız olabiliyor. Peki ya hiç sokakta yaşam mücadelesi veren canları farkettiniz mi? Çoğu kişi elbette tabi farkediyoruz, görüyoruz diyecektir. Bakmak, görmek nedir biliyor musunuz? Sokakta gördüğünüz kedi, köpek, kuş, böcek, ağaç..
Bunların görünüşü dışında ilgilendiğiniz bir konu oldu mu? Mesela açlık, tokluk durumları, barınma ihtiyaçları, hastalığının olup olmaması ilginizi çekiyor mu?
Mesela salyaları akan ve yüzü kirlenmiş bir kedinin susuz kaldığını biliyor musunuz? Tek ayak üstünde duran bir kuşun karın ağrısı çektiğini? Kuyruğunu bacakları arasında sıkıştırmış bir köpeğin korkup tedirgin olduğunu? Örnek vermemiz gereken bir konu da teşbih (benzetme) yapalım isterseniz. Yerde baygın halde dilini çıkarmış bir insana öncelikle su verildiğini, elleriyle karın boşluğunu tutup yerde yatan birisinin karın ağrısı çektiğini, saklanarak ve korkmuş bir yüz ifadesiyle yürüyen bir insanın korktuğunu nasıl anlıyorsak bu küçük sevimli dostlarımızla da empati kurmayı öğrenmeliyiz. Çoğu insan bunlara pek aldırış etmemekle birlikte genel toplum sorunlarını başkası çözer mantığıyla hareket etmektedir. Toplumumuzun kanayan bir yarasıda bu. Toplum olarak alışkanlıklarımızı yaşatırken gelişimini durdurmayı da ihmal etmiyoruz. Sabit bir fikirde kalmayı kendimize amaç ediniyoruz çoğu zaman. Kabul edelim ki yokluk çeksek bile o yoklukta kıvrılıp ayaklarımızı uzatacağımız bir kanepe bulabiliyoruz çoğu zaman. Zihin muazzam bir üreticidir. Ne demek istediğimi size madde madde anlatmak isterim.
- Özellikle bir işi öğrendiğimiz zaman o iş cepte diyerek üzerine katmıyoruz.
- Genellikle toplum meselelerini başkası çözer diye müdahale edecek tek kişi kalsak bile başkasını arar oluyoruz.
- Başımıza bir olumsuzluk gelmeden evvel o olumsuzlukları yaşayan ve yardım dileyenlere yüz çeviriyoruz.
Her gün tonlarca yiyecek artığını çöplere döküyoruz. Ve çöpü atarken genelde poşetleri sıkıca bağlıyor ve konteynırlara bırakıyoruz. Oysa ki sokak canlarının yiyebileceği kısımları ayırıp bir kağıt üzerine döküp kapıya bırakmamız halinde açlıkları bir nebze olsa dinecek belki de o gün rahat uyuyacaklardır.
